Kivi (Actinidia Deliciosa)

Kivi Hakkında Genel Bilgi

İlk olarak doğu Çin’de yetiştirilen Kivi bitkisi, Çin’in ardından ise ilk olarak Yeni Zelanda’da üretimi yapılmış ve oradan da tüm Dünya’ya yayılmıştır. Özellikle de 1970’li yıllardan sonra İspanya, İtalya, Avustralya, Güney Afrika, Şili, Japonya ve Kaliforniya gibi birçok bölgede yoğun olarak yetiştirilmeye başlamıştır. Yaklaşık olarak Dünya kivi üretimi yıllık 600.000 ton dolaylarındadır. Kivi üretiminde söz sahibi olan ülkeler İtalya, Yeni Zelanda ve Şili’dir. Bu ülkeler yıllık toplam kivi üretiminin yaklaşık %80’ını elinde bulundurmaktadır. Geçmişi çok eskiye dayanmayan bir bitki olmasına rağmen kivi bitkisinin üretimi çok hızlı bir şekilde artış göstermektedir. Türkiye’de kivi üretimi ise ilk kez 1994 yılında yapılmıştır. Türkiye’de üretiminin yapıldığı ilk yıl 7 ton olan üretim miktarı 2000 yılına gelindiğinde 1400 tona 2010 yılında 26000’in üzerinde bir üretim miktarına sahip olmuştur. Bu artışlarla ülkemizde Doğu Karadeniz Bölgesi’nde fındık ve çaydan sonra üretimi yapılan en önemli ürün olma özelliğine sahip olmuştur. Yaklaşık bir tavuk yumurtası büyüklüğünde (80-100 gr) kabuğu kahverengi tüylerle kaplı olan kivi bitkisi, kendine has bir şekle ve tada sahiptir. Taze olarak tüketilebildiği gibi kivi bitkisi meyve salatası, tatlılarda ve pastalarda da sıkça kullanılmaktadır. Yoğun bir şekilde C vitamini içermesi, mineral ve protein bakımından zengin olmasından ötürü son yıllarda yoğun olarak tüketilen meyvelerin başında gelmektedir.

Kivi Yetiştiriciliğinde Ekolojik İstekler

Kivi bitkisi genel olarak kışları ılık yaşları sıcak geçen nemli ortamlara ihtiyaç duymaktadır. İlkbahar ve sonbahar donlarında fazlaca etkilendiği için ilkbahar ve sonbaharda don olaylarının olmadığı yerlerde üretimi yapılmalıdır. Bitki rüzgarlardan fazlaca olumsuz etkilendiği için kivi bahçeleri oluştururken rüzgara karşı önlem alınmalıdır. Dalları çok kuvvetli olmadığından rüzgara maruz kaldığında kırılmalar meydana gelir. Bu kırılmalarda verimi olumsuz olarak etkilemektedir. Kivi bitkisi toprak isteği bakımından seçicidir. Asmaları saçak ve yüzlek köklü olduğundan dolayı süzek ve derin topraklarda iyi gelişir. Killi, ağır ve taban suyu yüksek topraklarda sonuç genelde olumsuz olmaktadır. Asitli topraklarda kivi meyvesinin gelişimi için ideal topraklardandır. Organik maddece zengin topraklar kivi meyvesinin gelişimi ve sürdürebilirliği için son derece önemlidir.  Kivi genel olarak suyu seven bitkilerdendir. Kivinin düzenli sulanması verimlilik üzerinde olumlu etki yaratmaktadır. Kivi bitkisinin kökleri toprağın üzerinde kalan kısımlara nazaran oldukça güçsüzdür. Kivinin yaprakları oldukça geniş olduğundan terleme yoluyla fazlaca su kaybı olmaktadır. Bu oluşan su kaybı düzenli sulama ile sağlanamazsa yapraklarda susuzluğa bağlı pörsüme başlar ve bu durum bitkinin gelişimini de olumsuz bir şekilde etkiler.

Kivi Tüketmenin Vücuda Faydaları

  • Kan şekerinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur.
  • Sindirme yardımcı olur.
  • Astım tedavisine yardımcı olur.
  • Uyku kalitesini arttırır.
  • Kalp ve damar sağlığını olumlu yönde etkiler.
  • Cilt sağlığını destekler.
  • Göz sağlığı üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

Kivi Yetiştiriciliğinde Hastalıklar ve Zararlılar

Kivi asmaları diğer bazı kültür bitkileri gibi belli aralıklarla ilaçlamayı gerektirecek bir hastalık ve zararlısı bulunmamaktadır. Bu sebeple birçok kivi üretim alanında ilaçlama yapılmamaktadır yapılsa bile çok çok az yapılmaktadır. Ancak yine de çevredeki konukçu bitkilerden gelecek ya da topraktan bulaşabilecek mevcut hastalıklara karşı dikkatli olunmalıdır.

 

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir